MİRASIN REDDİ NEDENİYLE TAKİBİN İPTALİ DAVASININ MENFİ TESPİT DAVASINDAN FARKI
Mirasçının mirası reddetmesi, onun terekeye ilişkin borçlardan sorumlu olmaması sonucunu doğurur. Ancak uygulamada, mirasın süresinde ve usulüne uygun şekilde reddedilmesine rağmen, mirasçılar aleyhine başlatılan icra takipleriyle sıklıkla karşılaşılmaktadır.
PEKİ MİRASIN REDDİ NEDİR?
Mirasın reddine dayanarak icra takibinin iptali istemiyle açılan davanın menfi tespit davasından farkını izah etmeden önce, mirasın reddi yahut diğer tabirle
Reddi Miras hakkında kısa bir bilgilendirme yapmak gerekir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 605 ve devamı maddelerinde düzenlenen mirasın reddi, miras bırakanın ölümünden sonra, yasal ya da atanmış mirasçıların, terekeye ilişkin tüm hak ve borçları reddetmesine imkân tanıyan bir haktır. Reddi miras, murisin ölüm tarihinden itibaren üç ay içinde, yalnızca Sulh Hukuk Mahkemesine yapılacak beyan ile geçerli olur.
Süresi içinde ve usulüne uygun şekilde gerçekleştirilen mirasın reddi beyanı, mirasçının terekeye ilişkin borçlardan tamamen kurtulmasını sağlar.
REDDE RAĞMEN YAPILAN TAKİPLER VE HUKUKİ SONUÇLARI
Mirasın reddine rağmen, murisin borçlarından dolayı mirasçılar aleyhine icra takibi başlatılması hukuka aykırıdır. Ancak alacaklılar mirasın reddinden haberdar olmadan yahut bazen haberdar oldukları halde kötü niyetli olarak mirasçılar aleyhine icra takibi başlatmaktadırlar. İcra takibi murisin vefatından sonra başlatılmış bir takip olabileceği gibi, murisin sağlığında başlatılan takibin, vefatından sonra yasal mirasçılarına yöneltilmesi şeklinde de olabilir.
Peki mirası reddetmiş mirasçı aleyhine başlatılan icra takibine karşı ne yapılmalıdır? Öncelikle alacaklının talebi üzerine İcra Müdürlüğü tarafından mirasçıya bir ödeme emri gönderilecektir. Mirasçı ödeme emrini tebellüğ ettikten sonra yasal itiraz süresi içinde, mirası reddetmiş olduğunu bildirerek icra takibine itiraz etmelidir. Bu itiraz veya bildirim yasal süresi içinde yapıldığında icra takibi mirasçı hakkında duracaktır. Bu durumda mirasçının herhangi bir dava açmasına gerek yoktur.
Peki bir sebeple yasal süresi içinde takibe itiraz edilememişse ne yapılmalıdır?
Mirasçı yasal süresi içinde takibe itiraz edememiş ise takip kesinleşecek ve alacaklı icra işlemlerine devam edebilecektir. Bu durumda mirasçı icra takibinin iptali talebiyle genel mahkemede dava açmak zorundadır.
MENFİ TESPİT DAVASI NEDİR?
Peki menfi tespit davası nedir? İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesine göre menfi tespit davası, borçlu olmadığını iddia eden kişinin, kendisine karşı başlatılan takibin haksız olduğunu ileri sürerek, borçlu olmadığının tespitini talep ettiği dava türüdür. Dava, takip başlamadan önce açılabileceği gibi, takip başladıktan sonra da açılabilir. Ancak bu davada esas olan, borç ilişkisinin varlığına ilişkin bir uyuşmazlık olmasıdır.
MİRASIN REDDİNE DAYANAN TAKİBİN İPTALİ DAVASININ MENFİ TESPİT DAVASINDNA FARKI
Mirasın reddi nedeniyle açılan takibin iptali davasında ise, esasında ortada borçlu sıfatı bulunmayan bir kişi hakkında yapılan takibin tamamen usulsüz olduğu savunulmaktadır.
Davacı, alacaklının alacağına değil, kendisine yöneltilen takibin hukuka aykırılığına itiraz etmektedir. Bu yönüyle davanın dayanağı, maddi anlamda borçsuzluk değil, mirasçılık sıfatının ortadan kalkmış olmasıdır. Örneğin murisin bankaya olan kredi borcu için banka tarafından icra takibi başlatılması durumunda, mirasçıların mirasın reddine dayanarak takibin iptalini talep etmesi menfi tespit davası niteliğinde değildir. Ancak mirasçı mirasın reddi gerekçesiyle değil de, murisin bankaya borcunun olmadığı, borcun ödendiği, kredi sözleşmesinin geçersiz olduğu gibi gerekçelerle takibin iptalini talep ederse, bu dava menfi tespit davası niteliğindedir.
Mirasın reddine rağmen başlatılan ve kesinleşen icra takibine karşı açılan takibin iptali davası, klasik anlamda bir menfi tespit davasından farklıdır. Bu davada esas uyuşmazlık, alacaklının alacaklı olup olmadığı değil, davacının borçlu sıfatına sahip olup olmadığı noktasında toplanır. Davacı, borcun varlığını değil, mirasçılık sıfatının sona ermiş olduğunu ve bu nedenle hakkında yürütülen takibin hukuken geçersiz olduğunu ileri sürer. Hülasa burada tartışılan konu borcun varlığı değil, takip muhatabının doğru kişi olup olmadığıdır.
ÖRNEK YARGITAY KARARLARI
Yargıtay kararlarında da bu tür davaların menfi tespit davası değil, takibin iptali amacıyla açılan davalar olduğu yönünde içtihat geliştirdiği görülmektedir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/14869, K. 2017/2075, T. 14.03.2017:
“Mirasın reddi nedeniyle takipte taraf sıfatı bulunmayan kişi hakkında yapılan icra takibi geçersiz olup, bu kişilerin açtığı dava menfi tespit değil, takibin iptali davasıdır.”
Yargıtay 3. HD, E. 2019/2358, K. 2020/6515, T. 30.06.2020:
“Davacı, murisinin borcundan sorumlu olmadığını değil, mirası reddettiğini ileri sürmektedir. Bu nedenle dava, menfi tespit değil, takibin iptali davası olarak değerlendirilmelidir.”
SONUÇ
Mirasçının mirası süresinde ve usulüne uygun olarak reddetmesi hâlinde, bu kişi tereke borçlarından sorumlu tutulamaz. Buna rağmen hakkında başlatılan icra takibinin iptali amacıyla açılacak dava, menfi tespit davası değil, takibin hukuka aykırılığına dayanan özel bir iptal davasıdır.
04.06.2025
Av.Mustafa PAK
