EMLAK VERGİSİ ÖDEME EMRİNİN İPTALİNE DAİR DİLEKÇE ÖRNEĞİ VE MAHKEME KARARI

                                               KONYA VERGİ MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

DAVACI:  H.Ç.    –    T.C. No:  536…

VEKİLİ:  Av. Mustafa PAK

 İzmir 1. Cad. No:31/35 Kızılay/ANKARA                              

DAVALI:  SELÇUKLU BELEDİYE BAŞKANLIĞI

Şeyh Şamil Mh. Doç. Dr. Halil Ürün Cad. No:19 Pk:42070  Selçuklu/Konya, Türkiye

Tebellüğ Tarihi:  09.11.2022

KONU: Selçuklu Belediye Başkanlığının  02.11.2022 düzenleme tarihli, ….. ibareli Bina Bildirim Ceza İhbarnamesi’nde talep olunan cezaların iptali talebimizdir.  

AÇIKLAMA:

1-)  Davalı Selçuklu Belediye Başkanlığınca, ……….. sicil numaralı müvekkil H.Ç. aleyhine, dava konusu bildirimlerden önce 21.07.2022 tarihinde emlak vergi borcu ile vergi ziyaı cezası tahsiline ilişkin takip başlatılmış ve ödeme emri gönderilmiştir. Ödeme emrinin iptali için tarafımızdan açılan Konya 1. Vergi Mahkemesinin 2022/751 E. sayılı dava devam ederken bu defa, aynı borçlarla ilgili dava konusu 02.11.2022 düzenleme tarihli Bina Bildirim Ceza İhbarnamesi düzenlenerek müvekkile 07.11.2022 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı idarenin bina bildirim ceza ihbarnamesi yeni bir işlem olduğundan, müvekkilin mağdur olmaması için ayrıca bu davayı açmak gerekmiştir.

2)  Dava konusu Bina Bildirim Vergi İhbarnamesİ’nde tahakkuk ettirilip tahsili istenen borçlara ilişkin 21.07.2022 tarihli ödeme emri hazırlanıp müvekkile tebliğ edilmiştir. Ödeme emrinin iptaline ilişkin tarafımızdan açılan dava devam ederken, aynı borçlara ilişkin olarak yeniden vergi borcu tahakkuk ettirilip müvekkilden tahsil olunmak üzere dava konusu bina bildirim vergi ihbarname gönderilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Derdest davada sonlanmadan aynı borçlara ilişkin gönderilen bildirim gönderilmesi batıldır. Öncelikle bu husus dikkate alınarak davamızın kabulü gerekir.

3-)  Davalı Selçuklu Belediyesince düzenlenen 02.11.2022 tanzim tarihli vergi ihbarnamesi,  müvekkilin elbirliğiyle (iştirak halinde) paydaş olduğu, Konya ili Selçuklu ilçesi Hocacihan Mah. ……. ada ……. parsel numarasında kayıtlı, halen arsa vasıflı taşınmaza ilişkin emlak vergi borcuna ilişkin tahakkuk ettirilmiştir. Tahakkuk ettirilen cezalar usul ve yasaya aykırı olmakla, iptali için dava açmak gerekmiştir.

4-) Danıştay 9. Dairenin  2018/….. K. sayılı içtihadında, “Emlak Vergisi Kanunu’nda 4751 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler sonucu beyan esası kaldırılarak bildirim verilmesi esası getirildiğinden ve EVK m.32’de bildirimin süresinde verilmemesi halinde verginin idarece tarh edileceği belirtildiği halde ceza kesileceğine dair bir hükme yer verilmediğinden 2002 yılı ve sonraki yıllarda yapılan tarhiyatlar için vergi ziyaı cezası kesilmesinin mümkün olmayacağı” yönünde karar verilmiştir.  

Yine benzer içerikte; Danıştay 9. Dairesinin 20.04.2021 tarih ve Esas No: 2020/….., Karar No: 2021/….. sayılı kararı;

“Bu durumda Emlak Vergisi Kanunu’nda 09/04/2002 tarihinden itibaren beyanname verme zorunluluğu kaldırılarak emlak vergisi bildirimi verilmesi gereken hallerde mükellefin bildirim vermemesi durumunda verginin idarece tarh edileceği kuralı benimsenmiş olup, vergi ziyaı cezası kesileceğine dair bir hükme yer verilmediğinden, 2002 yılı ve sonraki yıllar için vergi ziyaı cezası kesilmesi mümkün olmamakta, davacı adına kesilen vergi ziyaı cezasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.” şeklindedir.

Danıştay 9. Dairesinin 11.10.2018 tarih ve Esas No: 2014/…..,  Karar No: 2018/…..   sayılı başka bir kararında,

“Ayrıca Mahkemece karar verilirken emlak vergisi üzerinden hesaplanıp kesilen vergi ziyaı cezası ile ilgili olarak Emlak Vergisi Kanunu’nda 09/04/2002 tarihinden itibaren 4751 Sayılı Kanun ile yapılan değişikler sonucu beyan esası kaldırılarak bildirim verilmesi esası getirildiğinden ve 32. maddede de bildirimin süresinde verilmemesi durumunda verginin idarece tarh edileceği belirtildiği halde ceza kesileceğine dair bir hükme yer verilmediğinden, 2002 yılı ve sonraki yıllarda yapılan tarhiyatlar için vergi ziyaı cezası kesilmesinin mümkün olmayacağı hususunun da borcum yoktur kapsamında değerlendirileceği tabiidir.” denmiştir.

Danıştay 9. Dairesinin 26.05.2015 tarih ve Esas No: 2012/….., Karar No: 2015/….. sayılı ve yine Danıştay 9. Dairesinin 17.09.2012 tarih ve E:2008/….., K:2012/….. sayılı diğer bir kararı benzer içerikte ve aynı yöndedir.

Örneklerini verdiğimiz yüksek mahkeme kararlarının temel dayanağı kanunilik ilkesi, kıyas yasağı, belirlilik ve hukuki güvenlik ilkeleridir.

5-)  Emlak Vergisi Kanunu’nun 37. maddesinde emlak vergisi bakımından Vergi Usul Kanunu hükümlerinin de uygulanacağı belirtilmiştir. Bu nedenle emlak vergisinden kaynaklanan cezai işlemler bakımından Vergi Usul Kanunu hükümleri uygulanacaktır. Söz konusu hüküm; Bu Kanun hükümleri saklı kalmak şartıyla, bu Kanuna göre alınacak vergiler hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır şeklindeki düzenlemesiyle durumu açıkça ortaya koymaktadır.

Müvekkilin bildirim yükümlülüğü doğmamış olmakla birlikte, bu yükümlülüğün doğduğu ve müvekkilin emlak bildirim yükümlülüğünü ihlal ettiği kabul edilecek olsa dahi müvekkile vergi ziyaı cezası kesilmesi yasal dayanaktan yoksundur.  Örneklerini verdiğimiz emsal yüksek yargı kararlarında da görüldüğü üzere, müvekkili EVK m.32’de mükellefin bildirim vermemesi durumunda verginin idarece tarh edileceği kuralı benimsendiğinden, vergi ziyaı cezasının kesileceğine dair bir hükme de yer verilmemesi nedeniyle vergi ziyaı cezasının kesilmesi açıkça yasaya aykırıdır.

6-) ZAMANAŞIMI İTİRAZIMIZ:

Dava konusu ceza ihbarnamesinde yer alan borç dökümlerinde vergi ziyaı borçlarının tahakkuk tarihlerinin 2016-2022 yıllarına ilişkin olduğu  görülmektedir. 6183 sayılı Kanunun 102. maddesinde ve yine Tahsilat Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğin 2. maddesinde amme alacakları 5 yıllık zamanaşımı öngörülmüştür. Anılan yasal düzenleme gereği talep olunan borçların 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin olanları zamanaşımına uğramış bulunmaktadır. İhbarnamede talep olunan kalemler geçerli kabul edilse dahi zamanaşımına uğramış bulunan 2016-2017 yıllarına ilişkin borçtan müvekkilin sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırıdır. Dava konusu bina bildirim ceza ihbarnamesinde tahakkuk ettirilen 2016 ve 2017 dönemlerine ilişkin tüm vergi ziyaı borçların zamanaşımı nedeniyle iptali gerekmektedir.

7-)  Diğer yandan, bir an için dava konusu cezaların yerinde olduğu kabul edilecek olsa dahi, hesap olunan vergi ziyaı borç tutarları hatalı hesaplanmış olup, fahiştir. Müvekkilin hissesine bu miktarlarda ceza tahakkuku hatalı olup, ceza tutarlarına da itiraz etmek gerekmiştir.  

İzah olunan nedenlerle dava konusu vergi ziyaı borçların iptali gerekmekedir.

HUKUKİ NEDENLER: VUK, 6183 sayılı Kanun, Emlak Vergisi Kanunu, İYUK, sair yasal mevzuat.

DELİLLER:  Dava konusu bildirim ile ihbarnameye ait dosya, Konya 1. Vergi Mahkemesinin 2022/….. E. sayılı dava dosyası, konusu taşınmazla ilgili herhangi bir yapılandırma bulunup bulunmadığına dair inceleme, mirasçılık belgesi, nüfus kaydı, tapu kaydı, yüklenici ile yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi, sair yasal deliller.

SONUÇ VE İSTEM:  İzah olunan nedenler, yargılama esnasında ortaya konulacak nedenler ve Sayın Mahkemenizce kabul edilecek gerekçelerle;

Davalı Selçuklu Belediye Başkanlığının 02.11.2022 düzenleme tarihli, ….. ibareli Bina Bildirim Ceza İhbarnamesi’nde tahakkuk ve talep olunan vergi ziyaı borçlarının tamamının zamanaşımı ve diğer gerekçelerle iptaline, yargılama harç ve giderleri ile ücret-i vekaletin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini saygı ile vekaleten dilerim. 07.12.2022

                Davacı H.Ç.                                                      VEKİLİ Av. Mustafa PAK

Eki:

1-) 02.11.2022 düz. tarihli,  Cilt-1, Sayfa No:4700

 bildirim  numaralı  Bina Bildirim Ceza İhbarnamesi örn.

  • )Vekaletname Örneği.

Yukarıdaki dilekçeye konu davaya ilişkin kabul kararı aşağıda sunulmuştur.

T.C. KONYA 1. VERGİ MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/…..

KARAR NO: 2023/…..

DAVACI:  H.Ç.

VEKİLİ:  AV. MUSTAFA PAK

  İzmir 1 Caddesi No:31/35 Sönmezer İş Merkezi Kızılay Çankaya/ANKARA

DAVALI : SELÇUKLU BELEDİYE BAŞKANLIĞI

DAVANIN ÖZETİ: Davacının hisseli olarak maliki olduğu Konya İli Selçuklu İlçesi Akşemsettin Mahallesi …… ada …… parseldeki arsa bildirimi olan taşınmazın davalı idare tarafından yoklama tutanağına istinaden bina olduğunun tespit edildiğinden bahisle 2017 ilâ 2022 yılları için kesilen vergi ziyaı cezaları ve 2016 yılı için kesilen 2. derece usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle açılan davada; tahakkuk ettirilen cezaların usul ve yasaya aykırı olduğu, emlak bildirim yükümlülüğünün doğmadığı, Emlak Vergisi Kanunu’nun 32. maddesinde bildirim verilmemesi durumunda verginin idarece tarh edileceği kuralı benimsendiği vergi ziyaı cezası kesileceğine dar hüküm bulunmadığı, borçların zaman aşımına uğradığı ileri sürülmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ: Evvelemirde tüm yasal mevzuat uyarınca dava şartı eksikliklerine ve usuli eksikliklere itiraz ettikleri, esasa ilişkin olarak, davacı adına kayıtlı bulunan hisseli Konya İli Selçuklu İlçesi Akşemsettin Mahallesi ….. ada ….. parseldeki gayrimenkul için 2013 yılında arsa bildiriminde bulunulduğu, yapı ruhsatı incelendiğinde mezkur arsa üzerinde 3 adet büro ve 1 adet iş yeri olduğunun görüldüğü,  gayrimenkulün bina beyanının verilmediği, söz konusu binanın ilk önce Özel ….. Okulları olarak kullanıldığı, akabinde Özel ….. Okulları olarak kullanıldığı, bu kuruluşlarca sosyal medya ve diğer mecralarda verilen reklamların, yapılan işlemleri tasdik eder mahiyette olduğu, davacının kötü niyetle hareket ederek vergi değerinin tadili hakkında bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediği, kamuyu zarara uğrattığı, yapı kullanım izin belgesi alınmasa dahi binanın özel okul olarak kullanıldığının tartışmasız olduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

TÜRK  MİLLETİ  ADINA

Karar veren Konya 1. Vergi Mahkemesi Hakimliğince, dava dosyası incelenerek işin gereği düşünüldü:

Dava, davacının hisseli olarak maliki olduğu Konya İli Selçuklu İlçesi Akşemsettin Mahallesi ….. ada ….. parseldeki arsa bildirimi olan taşınmazın davalı idare tarafından yoklama tutanağına istinaden bina olduğunun tespit edildiğinden bahisle 2017 ilâ 2022 yılları için kesilen vergi ziyaı cezaları ve 2016 yılı için kesilen 2. derece usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle açılmıştır.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergilendirmede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan ve olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olacağı hükümleri yer almış, mükerrer 30. maddesinde, verginin idarece tarhının; 29. ve 30. maddeler dışında kalan hallerde, mükelleflerin verginin tarhı için vergi kanunları ile muayyen zamanlarda müracaat etmemeleri veya aynı kanunlarla kendilerine tahmil edilen mecburiyetleri yerine getirmemeleri sebebiyle zamanında tarh edilemeyen verginin kanunen belli matrahlar üzerinden idarece tarh edilmesi olduğu, aynı maddenin ikinci fıkrasında bu takdirde verginin, 131. madde mucibince tanzim edilen yoklama fişine müsteniden tarh olunacağı, aynı Kanunun 127. maddesinde, yoklamadan maksadın, mükellefleri ve mükellefiyetle ilgili maddi olayları, kayıtları ve mevzuları araştırmak ve tespit etmek olduğu; 129. maddesinde, yoklama yapanların elinde yoklama yetkilerini gösteren fotoğraflı resmi bir vesika bulunacağı, yoklama yapanların bu vesikayı, kendilerinden sorulmasa bile, nezdinde yoklama yapılan kimseye gösterecekleri; 131.maddesinde, yoklama neticelerinin tutanak mahiyetinde olan “yoklama fişine” geçirileceği, bu fişlerin yoklama yerinde iki nüsha tanzim olunarak tarihleneceği, bulunursa nezdinde yoklama yapılan veya yetkili adamına imza ettirileceği, bunlar bulunmaz veya imzadan çekinirlerse keyfiyetin fişe yazılarak ve yoklama fişinin polis, jandarma, muhtar veya ihtiyar meclisi üyelerinden birine imzalattırılacağı; 132. maddesinde de, yoklama fişlerinin birinci nüshasının yoklaması yapılan şahıs veya yetkili adamına bırakılacağı, bunlar bulunmazsa bilinen adresine 7 gün içinde posta ile gönderileceği hükme bağlanmıştır.

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinde, Türkiye sınırları içinde bulunan binaların bu Kanun hükümlerine göre bina vergisine tabi olduğu; 3. maddesinde, bina vergisini binanın maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa binayı malik gibi tasarruf edenlerin ödeyeceği, binaya paylı mülkiyet halinde malik olanların, hisseleri oranında mükellef oldukları;  7. maddesinde bina vergisinin matrahının, binanın bu kanun hükümlerine göre tespit olunan vergi değeri olduğu; 11. maddesinde, bina vergisinin ilgili belediye tarafından tarh ve tahakkuk ettirileceği; 9. maddesinde, bina vergisi mükellefiyetinin, vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması halinde değişikliğin vuku bulduğu tarihi takip eden bütçe yılından itibaren başlayacağı; yine aynı Kanunun 23. maddesinde “Bu Kanunun 33. maddesinde yazılı vergi değerini tadil eden nedenlerin bulunması halinde değişikliğin vuku bulduğu yıl belediyeye emlak vergisi bildirimi verilmesinin zorunlu olduğu” düzenlemesine yer verildiği; 33. maddesinin 1. fıkrasında, yeni bina inşa edilmesinin (Mevcut binalara ilaveler yapılması veya asansör veya kalorifer tesisleri konulması yeni inşaat hükmündedir.) vergi değerini tadil eden sebepler arasında gösterildiği; 32. maddesinde, bildirimin süresinde verilmemesi halinde, verginin idarece tarh edileceği; 37. maddesinde, bu Kanun hükümleri saklı kalmak şartıyla, bu Kanuna göre alınacak vergiler hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı kuralı getirilmiştir.

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 12. maddesinde, “Belediyelerin ve il özel idarelerinin görev alanlarında kalan kültür varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi amacıyla kullanılmak üzere 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 8. ve 18. maddeleri uyarınca mükellef hakkında tahakkuk eden emlak vergisinin %10’u nispetinde Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunmasına Katkı Payı tahakkuk ettirilir ve ilgili belediyesince emlak vergisi ile birlikte tahsil edilir.” hükmüne yer verilmiş, aynı maddeye 5226 sayılı Kanunun 6. maddesiyle eklenen ek fıkra düzenlemesinde; “Bu madde uyarınca tahakkuk eden katkı payları hakkında 1319 sayılı Kanunun üçüncü kısmı hükümleri uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden, davacının 10/06/2013 tarihinde intikal yoluyla 3/40 hissesine sahip olduğu ….. ada ….. sayılı parselde kayıtlı Akşemsettin Mahallesi ….. Selçuklu/Konya adresindeki taşınmaz için 2013 tarihinde arsa  bildiriminde bulunulduğu, davalı idare tarafından ilgili gayrimenkulün bina olduğunun yoklama tutanağına istinaden tespit edilmesine müteakip emlak beyanlarının bina olarak değiştirildiği ve buna göre 2017-2022 yıllarına ilişkin tarh edilen bina vergisi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezalarının ve 2016 yılı için kesilen 2. derece usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı  anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlık konusu olayda, davalı idare tarafından 06/08/2021 tarihinde iki yoklama memuru tarafından tutulan yoklama tutanağında, arsa olarak bildirilen ancak yapılan kontrol sonucunda arsa üzerinde bina olduğu ve Google Maps ve Konya Büyükşehir Belediyesi Kent Bilgi Sistemi’nden yapılan araştırmada da binanın ….. Eğitim Kurumları ve sonrasında ….. Okulları olarak kullanıldığının tespit edildiği bu nedenle davacı tarafından arsa bildirimi olan taşınmazın davalı idare tarafından bina olarak emlak vergisi beyanlarının değiştirilerek bildirim dışı kalan bina için bina vergisi, tabiat ve kültür varlıkları koruma katkı payı tarhiyatları yapıldığı davacı tarafından yapılan tarhiyatların kaldırılması istemiyle Mahkememizin E:2022/1075, K:2023/83 sayılı dosyasında açılan davada,  vergilemede vergiyi doğuran olayın gerçek veya gerçeğe en yakın biçimde tespiti noktasındaki vergileme ilkesi ile yoklamadan maksadın mükellefiyetle ilgili maddi olayları, kayıtları, mevzuları araştırmak ve tespit etmek olduğu dikkate alındığında, dava konusu vergilere dayanak teşkil eden yoklama tutanağında, taşınmazın hangi tarihten itibaren bina vasfını kazandığına ilişkin hiçbir belirleme  olmadığı gibi taşınmazın vergilendirmeye esas alınacak vergi değerinin tespitine ilişki değerlendirmeye yer verilmediği, diğer taraftan, tutanakta davacı veya yetkili adamının imzasının bulunmadığı, tutanağın polis, jandarma, muhtar ve ihtiyar meclisi üyelerinden birine imzalatılması gerekirken davalı idarece bu yönde bir işlem tesis edilmemesi nedeniyle yukarıya alınan mevzuat hükümlerine uygun şekilde, her türlü şüpheden uzak somut tespitler bulunmadan, usulsüz tanzim edilen yoklama tutanağı esas alınarak gerçekleştirilen tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmamaktadır gerekçesi ile davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda Mahkememiz kararı ile hukuka aykırı bulunan tarhiyatlar üzerinden kesilen vergi ziyaı cezalarında ve  2. derece usulsüzlük cezasında da aynı gerekçe ve hukuki sebeplerle hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davanın kabulüne, dava konusu vergi ziyaı cezaları ile 2. derece usulsüzlük cezasının kaldırılmasına, aşağıda dökümü yapılan 218,70 TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 5.500,00 TL vekalet ücretinin davalı idare tarafından davacıya verilmesine, ayrıca davalı belediyeden 179,90 TL’den az olmamak üzere dava konusu miktarın binde 4,5’i oranında nisbi karar harcı alınması için ilgili vergi dairesine harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, artan posta gideri avansının davacıya re’sen iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 1. fıkrası uyarınca istinaf yolu kapalı ve kesin olmak üzere, 10.02.2023 tarihinde karar verildi.

İlgili Yazılar

Siz de bir yorum ekleyin